Özel Dersin İşe Yaradığı Nasıl Anlaşılır?
Burak Akkaya · POD eğitim
Özel dersin işe yaradığını nasıl anlarız?
İlk bakılan şey doğal olarak sınav notları ve netlerdir. Bunlar önemli ama tek ölçüt olmamalı.
Özel dersin işe yarayıp yaramadığını bazen not yükselmeden önce de görebiliriz.
Öğrenci artık derse daha kolay başlıyor mu? Zor bir soruyla karşılaşınca hemen vazgeçmek yerine biraz daha uğraşıyor mu? Yanlış yaptığında çözümü kapatmak yerine hatasını inceleyebiliyor mu? Öğretmen yanında çözdüğü bir sorunun benzerini daha sonra tek başına yapabiliyor mu?
Bunlar olumlu yönde değişiyorsa, öğrencinin çalışma ve düşünme biçiminde gerçek bir ilerleme başlamış olabilir.
Ama özellikle LGS ve YKS hazırlığında bunun bir noktada deneme sonuçlarına ve netlere de yansımasını beklemek gerekir. Özel ders uzun süredir devam ettiği hâlde öğrencinin aynı yanlışları sürüyor ve hedeflenen sınav performansında hiçbir ilerleme görülmüyorsa çalışma biçimini yeniden değerlendirmek gerekir.
İyi özel dersin amacı yalnızca öğrencinin derste daha rahat hissetmesi değil; zamanla daha bağımsız çalışabilmesi ve öğrendiklerini sınav performansına dönüştürebilmesidir.
Öğretmenle öğrenci uyumu nasıl anlaşılır?
Öğretmen–öğrenci uyumu yalnızca öğrencinin "Hocamı seviyorum" demesi değildir.
İyi bir ilişkide öğrenci anlamadığı şeyi söyleyebilmeli, yanlış yapmaktan çekinmemeli ve zorlandığında tamamen kapanmamalıdır. Ama bu, öğretmenin öğrenciyi hiç zorlamaması anlamına da gelmez.
İyi öğretmen bir yandan öğrenciden düşünmesini ister, diğer yandan yanlış yaptığında bunu küçük düşürücü veya korkutucu bir deneyime dönüştürmez.
Öğrenci zamanla öğretmenin yanında daha rahat soru soruyor, yanlışını saklamıyor ve zor sorudan hemen kaçmıyorsa bu önemli bir uyum göstergesidir.
Özel ders öğretmeni veliye nasıl geri bildirim vermeli?
Velinin yalnızca "Bugün iyiydi" ya da "Biraz daha çalışması lazım" gibi genel cümleler duyması pek işe yaramaz.
Daha faydalı geri bildirim mümkün olduğunca somut olmalıdır.
Örneğin "Matematiği zayıf" yerine "Temel işlemleri biliyor ama problem sorularında ne yapacağına karar vermekte zorlanıyor" demek çok daha açıklayıcıdır.
"Dikkatsiz" yerine "Soruyu hızlı okuyup önemli bilgileri atlıyor"; "çabuk pes ediyor" yerine "İlk denemesi işe yaramadığında ikinci bir yöntem aramakta zorlanıyor" denebilir.
Böylece hem veli problemin gerçekten nerede olduğunu görür hem de çocuk gereksiz etiketlerle tanımlanmamış olur.
LGS ve YKS öğrencilerinde buna deneme sonuçları da eklenebilir. Hangi konularda ilerleme oldu? Hangi yanlışlar tekrar ediyor? Netlerin önündeki şu anki temel engel ne? Önümüzdeki birkaç hafta neyin üzerine gidilecek?
Veli yalnızca çocuğun "iyi veya kötü" olduğunu değil, çalışmanın nereye doğru gittiğini anlayabilmelidir.